Sayı 2
Haziran-Temmuz-Ağustos '26
Bir Gerze Nostaljisi

Fotoğraf: Foto Fevzi
Hür Kalyoncu
Bugün için kulak humuru ve nokulun ve hatta katlamanın hükümranlığı Gerze’de pastaneler ve yufkacılar sayesinde sürerken, Acısu ve Şirin Gerze gazoz imalatı tarihin derinliklerinde bir nostalji içeceği olarak yerini almıştır. Yaşı elli ve ellinin üzerinde olanlar Acısu ve Şirin Gerze gazozlarını hatırlayacaklardır. Çünkü beni Gerze’de gören arkadaşlarımın ilk tepkisi gazozları anmakla başladığına göre imalatımızın bu küçük sahil kasabasında meşhur olma noktasında etki bıraktığını buradan rahatlıkla söyleyebilirim.
Acısu'dan Yukarı Yamucak'a Gerze Rotası
Yeşil Gerze Dağcılık Kulübü
Bir sonraki durağımız, adı gibi nefis bir suya sahip olan Cennet Suyu. Yaz kış demeden gürül gürül akan bu çeşmenin başında, doğanın kucağında öğle yemeğimizi yiyoruz. Ciğerlerimizi tertemiz yayla havasıyla doldurup susuzluğumuzu giderdikten sonra, orman içi patikalardan kuş sesleri eşliğinde devam ediyoruz. Yolun sonunda bizi bekleyen ise muhteşem bir Karadeniz ve Gerze panoraması... Yürüyüşümüzü Yukarı Yamacuk’ta noktalıyoruz. Doğayla baş başa kalmak ve Gerze’nin saklı güzelliklerini keşfetmek isteyen herkes için bu rota eşsiz bir deneyim sunuyor.
.jpeg)
Sakin Kasabanın Hızlı Çocukları: Grup Ezgi
Burak Caner Çağlayan

Fotoğraf: Foto Fevzi
İnsanın memleketi Gerze olunca, övüneceği şeylerin sayısı da az olmuyor haliyle. Bizi biz yapan özelliklerimizi düşündüğümüzde, hemen her güzel anının temelinde dayanışma kültürümüzün yattığını görürüz. Bu ahenkten doğan, fakat zamanla kıyıda köşede bıraktığımız bir başka zenginliğimiz daha var aslında: sanatla, özellikle de müzikle kurduğumuz bağ. Çünkü biz sadece omuz omuza yaşamayı değil, aynı melodiyi hep bir ağızdan söylemeyi de çok eskiden beri iyi biliriz.
İşte o ortak melodilerimizi inşa edenleri ağırlayacağız bu köşede. Hazırsanız, sahnede ilk olarak Grup Ezgi var.
Çadırın Direği, Denizin Rüyası:
Modern Göçebelik Karşısında Bir Bellek Direnişi
Fevzi Özlüer
Dünyanın sonu ne olursa olsun, geleneğiyle ve hafızasıyla yaşayanlar, geleceğin sadece kapitalistlerin bir kâbusu olduğunu biliyor. Trajik olanı yaşamak; ancak ve ancak kendi çadır direğiyle doğasını, kültürünü ve evini de yeniden kurmayı zorunlu kılıyor. Gerze’de direniş çadırında odun olanların, Denizli'de kömür hafızasına karşı toprağı savunanların, yani oikosunu yitirmek istemeyenlerin hikâyesinin Anabasis’ten bir farkı yok. Bu çağın hikayesinde, tahkim edilmiş bir ordu değiller belki onlar ama mahkum da edilmiş değiller hala… Hafıza boşluklarında değil, hafızanın tam üzerinde, sımsıkı duruyorlar.


Fotoğraf: Elif Bozkurt
Misafir Gibi Didip Dost Olarak Dönmek
Veysel Bulut
Arkadaşlarımız aslında bize sadece bir şehir tanıtmadı. Yeni dostluklar, uzun sohbetler, doğayla iç içe geçen günler ve bambaşka bir yaşam hissi kazandırdılar. Gerze’de zaman farklı akıyor. Sabah başlayan sohbetler gece yarılarına kadar sürebiliyor. İnsanlar sadece samimi değil, aynı zamanda kültürel anlamda da oldukça donanımlı. Bu yüzden orada geçirilen zaman sadece dinlendirici değil, aynı zamanda insana iyi gelen bir deneyime dönüşüyor.
Aynı Perdenin Altında:
Gerze’de Sinema Kültürü
Ulaş Can Olgunsoy
Bugün Arkadaş Sineması’nı, Yıldız Sineması’nı, Mevsim Sineması’nı hatırlamak, yalnızca eski mekânları veya eski filmleri hatırlamak anlamına gelmez. Bu hatırlama, insanların aynı hikâyenin etrafında bir araya gelebildiği, aynı perdeden dünyaya bakabildiği bir kültürü, bir yaşam biçimini de hatırlamak demektir. Ayrıca geçmişe bakarken yalnızca kaybettiklerimizi değil, yeniden nasıl bir ortak kültürel hayat kurabileceğimizi de düşünme fırsatı buluruz. Çünkü sinemaların ışıkları söndüğünde geriye ne kaldı? Hikâyeler ve anılar kaldı. Hikâyeler ve anılar yazılmazsa, onlar da söner…

Fotoğraf: Cevdet Olgunsoy
İnkılabın 92 Yıllık Tanığı
Çağatay Tuzcuoğlu

Erken Cumhuriyet döneminde devrimleri benimsetecek ve ileriye taşıyacak en önemli unsurlardan biri olarak eğitim görülmüştür. Tam da bu nedenle 1920’ler ve 1930’larda, Anadolu’nun dört bir yanında baş gösteren okullaşma, elbette Gerze’yi de es geçmemişti. Bu küçük kasabada o dönemden günümüze kadar halen ayakta kalan, şimdilerle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak hizmet veren, Okullar Caddesi üzerindeki bu tarihi yapıyı Gerzeliler İnkılap İlkokul olarak tanımaktadır. Erken Cumhuriyet döneminin düşünsel ve mimari özelliklerini taşıyan bu yapı, yıllardır hem eğitime hizmet hem de cumhuriyete tanıklık etmeye devam ediyor.
Taştan Kaleler, Kumlu Sahalar
Gökay Başcan
Taştan kalelerin, toprak sahaların ardından Sinop genelinde resmi amatör futbol ligi ilk kez 1972-1973 sezonunda kuruldu ve lige 5 takım katıldı: Sinopspor, Tersanespor, Boyabat Çeltikspor, Ayancık Gençlik Kulübü ve Gerze Köşkspor. Ayancık’taki lig, futbolcuların yürüyüşü ve seremoni gösterisiyle başladı. Ligin başladığı dönemde Gerze, Boyabat ve Sinop’ta nizami futbol sahası bulunmadığı için tüm lig maçları Ayancık’taki Gazi Stadı’nda oynandı. Gerze takımı, her hafta sonu kamyon kasalarında, tozlu ve çakıllı yollardan geçerek maçlar için Ayancık’a taşındı. İlk resmi lig sezonunu Sinopspor şampiyon, Gerze Köşkspor ise ikinci olarak tamamladı.

Gerzece Oğula Mektup-2
Nahide Gökhan

"Halanın kapısını takurayuk takurayuk duymayı. Radyoyu da açmış sonuna gada. "Kim u " deyi. "bizük aç "deyuk, "siz kimsiniz" deyi. Radyoyu sonuna gada açarsan duymasın helbet. Amma bak oğul radyoda ; " Nasıl geçti habersiz, u guzelim yılları, bazen gözyaşı oldun, bazen içlü bi şarkı, hani kuşlar ağaçlar, binbir renkli çiçekler" şarkısı çalıydı.Bu şarkıyı Teoman Alpay bestelemiş. Sözlerini de ; 1956 yangınında Gerze'de görev yapmış, Nihat Aşar adında bi gaymakam yazmış. Hem de nerede biliy misin. Bizim Geçilmezin yanında cimcim deye bir yer var. Sen de bilisün. Urada yazmış bu şarkının sözlerini. Bunu bıçok Gerzelü bilmez. Eline yürene sağlık gaymakamın."
Gerze'nin, Direnişin, Direniş Günlüğü'nün Ferhat Hocası
Elif Ayrancıoğlu
Gerze direnişinde yükselen “Toprağımızı vermeyeceğiz!” çığlığı, onun bahçesinde yetiştirdiği her kökte canlı bir hafıza olarak duruyordu. O, hakiki bir aydındı ve hayata karşı duruşunu kitapların arkasında değil, memleketini Gerze insanıyla birlikte savunarak gösterirdi. Onun gidişiyle içinizde bir şeyler belki yarım kaldı ama kelimeleri, bize bıraktığı o sarsılmaz fikir bağı ve her satırında Gerze insanının ortak mücadelesinin romanı, bizlere yürüyeceğimiz yolu göstermeye devam ediyor.

Gerze'de Tütün Kokusunu Unutamıyorum

Oğuzcan Ünlü'nün şair Güven Turan ile söyleşisi
"Babam tütün tüccarıydı. Ayrıca tütün de yetiştirilirdi ailenin tarlalarında. Altı yedi yaşlarında dizmede yardım da ederdim. Gerze’deki son iki yılım! İki şey daha: Salaşın üstünde bir kınalı yapıncak üzümü asması vardı, müthiş lezzetli bir üzümdü ama oraya çıkmak biz çocuklar için yasaktı. Bir ikincisi, bozuk tütünlerin atıldığı, çürütüldüğü ve gübre olarak kullanıldığı tütün kuyusunun üstüne doğru büyüyen bir incir ağacı vardı. Ona çıkmamız da yasaktı. Oysa bahçenin en tatlı incirleri o ağaçtaydı. Bir de kuruyan tütünlerin kokusu. Unutamıyorum. Koku belleğim de kuvvetlidir."
